
Japonya’nın başkenti Tokyo’da, gece geç saatlerde Shibuya istasyonundan kalkan son metro trenine binmek, şehir halkı arasında hala ürkütücü bir cesaret testi olarak anlatılır. Çünkü “Mavi Kadın” efsanesine göre, son metroyu tercih eden yolcular arasında bazıları geri dönemez.
Rivayete göre, yıllar önce geçimini gece kulüplerinde sağlayan genç bir kadın, bir müşterisinin şiddetine uğrayarak Shibuya’nın alt geçitlerinden birinde hayatını kaybetmişti. Cesedi sabaha kadar orada kalmış, kimse sahip çıkmamıştı. Kadın mavi bir elbise giymişti ve öldüğü gece gözlerinde derin bir öfke vardı. O günden sonra, gece yarısına yakın son metroya binen yolcuların arasında bazen mavi elbiseli genç bir kadının olduğunu söyleyenler çıkmaya başladı.
Tanıklara göre, kadın genelde trenin en arka vagonunda sessizce oturuyor. Başını önüne eğmiş, saçları yüzünü örtmüş halde bekliyor. Ne zaman biri ona baksa, başını kaldırıp soğuk bir gülümsemeyle karşılık veriyor. Yolculuk boyunca gözlerini hiç kırpmadan sizi izliyor. Eğer bu bakışa uzun süre karşılık verirseniz, bir sonraki durakta inmeyi başaramıyorsunuz. Tren karanlık bir tünele giriyor ve bir daha gün ışığı göremiyorsunuz.
Bazıları onunla konuşmaya cesaret edenlerin ise bir daha görülmediğini anlatıyor. Mavi Kadın’ı gören yolcuların bazısı, ertesi gün hasta düşüyor, bazıları ise günlerce kabuslar görüyor. Tokyo halkı arasında gece geç saatlerde metroya binmekten kaçınanların sayısı hiç de az değil.
Bugün bile Shibuya istasyonunda son metroyu bekleyenler, arka vagona binmekten çekinir. Mavi elbiseli bir kadın gördüğünüzde başınızı öne eğmeniz tavsiye edilir. Çünkü onun gözlerine uzun süre bakmak, şehir efsanesine göre, artık Tokyo sokaklarından çıkışınızın olmadığı anlamına gelir.


